Dönem değil de kocaman bir yıl bitti, lisansın öğrenmeyi öğrenme, doktoranın bilgi üretmeyi öğrenme ve hocalığın da öğretmeyi öğrenme çağları olduğunu keşfettim bu yıl. Yani kısaca ben yine öğrenciliğe devam ettim. 400 sayfalık tez yazsanız bile çok basit bir öğretim tekniği sorusuna bile cevap bulamayabileceğimi ve 5 dersi aynı anda aynı tempoda ve tatmin edici şekilde vermenin mümkün olmadığını farkettim. Ve şuna karar verdim, enerjimi otorite kurmak ve öğrettiğimden emin olmak yerine gerçekten kendimin de eğleneceği ve öğreneceği şekilde bir derse dönüştürmeye harcayacağım. Tecrübe ettiğim bir çok şey oldu ama yaşadıklarımın çoğu, eminim çoğunuz için zaten klişe sayılabilecek şeyler.

Bu dönem tecrübe ettiğim tek şey dersler, öğrenciler, idari işler değildi tabii. Ben ve bölümdeki diğer arkadaşlarımın tecrübe ettiği ve bu hafta sonuçlarını göreceğimiz, “İnsanın ömründe bir kere yapması ama bir daha asla yapmaması gereken şey” sempozyum düzenlemek :) Bir sempozyuma gittiğinizde bir kayıt masası karşılar sizi, programa bakar salonlara gider ve dinlersiniz sunumları, sonra kahve arası ve yemekler olur (Amerika’dakilerde hiiç olmaz), belki bir şehir gezisi ve sonra evinize dönersiniz. Ama işin düzenleme tarafındaysanız iş değişir. O yaka kartlarının tasarımından, plaketlerin kimler tarafından verileceğine karar vermekten tutun da, hangi saatlerde servislerin hizmet vereceğine, özetlerin formatından, çantanın içinde neler olacağına ve nasıl edinileceğine kadar o kadar çok ayrıntı var ki, 4 ay neden her işi gücü bırakıp bununla uğraştığımızı açıklar herhalde. Ancak, sempozyum düzenleyecek olanlar nereden başlayacağız sorusunu sorarlarsa bu işe paradan yani sponsordan başlamak gerektiğini söyleyebilirim rahatlıkla. Çünkü elinize geçecek paradan emin olmadan ne davetli konuşmacıyı ayarlayabiliryorsunuz ne de alabileceğiniz sempozyum çantasının kalitesine karar verebiliyorsunuz. Bizler üniversitenin pek çok kaynağını kullanmamıza rağmen emin olamadığımız bir çok harcama nedeniyle stresli zamanlar geçirdik. Bu nedenle her işten önce sponsorların kapısını çalmak ve işi garantilemek gerekiyor. Şimdi, o stresli zamanları geride bırakıp konuklarımızı bekliyoruz çok şükür ki… Umarım herkes buradan umduğundan daha fazlasını bularak ayrılır…