Telefonda kimle konuştuysam “nee yaylada ne sempozyumu yaa, kendinize eğlence mi aradınız” dediler ne yalan söyleyeyim. Yaylada sempozyum fikrini ortaya koyan Doç. Dr. Hasan Karal hocamın aklına sağlık. Bizler acaba sunumlar için yeterli salon var mı derken bir baktık ki sunum için otağlar kurulmuş (Trabzonda Keşan denilen bezlerle süslenmiş, yere kilim serilmiş), acaba açılış konuşmaları için büyük bir yer var mı diye bakınırken bir de baktık ki kahvaltı yaptığımız restoran bir anda konferans salonuna dönüşmüş, internet bulabilecek miyiz derken sağolsun Turkcell yetişmiş…
1040668_10200167748892619_1367156495_o
1065211_10200948782418417_2082600060_o
1048974_10200168098821367_859219875_o
1010670_10200168292746215_257045924_n
KTÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adnan Baki’nin de dediği gibi dağ başında teknoloji konuşmaya gittik, teknolojiden uzak kalır mıyız endişesi yersiz çıktı, (uzak kalsaydık daha mı iyiydi ne?) tabii ki, ama sunumlar boyunca ayağımız toprağa değdi, buhar buhar rüzgarla taşınan sis bizi ferahlattı, gözümüz gönlümüz yeşile doydu. Bol bol da teknolojiden konuştuk, ICITS’te yaşayamadığım akademik yoğunluğu da yaşadım. Üç sunum ve iki çalıştay ile birlikte iki oturum başkanlığı ve otağ otağ gezerek ucundan kıyısından yetiştiğim sunumlarla tatlı sohbetler ettik. ITTES 2013 sempozyumunda sadece BÖTE alanından değil öğretmen eğitimi alanında da çokça katılımcı vardı. Bu sempozyumu mekanından başka farklı kılan şey bolca çalıştayların düzenlenmesiydi.

Benim aklıma bir kaç sempozyumdur takılan bir şey var, çalıştay nedir ve çalıştaya gelen kişiler ne bekler. Açıkçası ben çalıştayı katılımcıların da aktif olarak yer alıp fikir ürettiği bir ortam olarak algılıyorum. Bu nedenle sadece sunum ve tartışma şeklinde ilerlememesi gerekiyor. Ancak katılımcıların da “ben oturup dinleyeyim hele neler varmış” diyerek çalıştaya girmemesi gerekir, kendinden de bir şeyler katma ve yeni şeyler üretme isteği olmalı. Aksi taktirde 3-4 saatlik bir süre hem sunumu yapanları hem de katılımcıları zorlayacaktır.

Bizler de iki çalıştayda sosyal ağların eğitimde kullanımı ve insan bilgisayar etkileşimi konularına yer verdik, internet güvenliği, bilişsel öğrenme ile ilgili dersimizin öğretim tasarımı ve bilgisayar oyunları ile ilgili bildirilerimizi sunduk (sağolsun doktora yapan arkadaşlarımız sunumları güzelce yaptılar). Sosyal ağlar çalıştayında sosyal ağları eğitimde kullanırken yaşadığımız deneyimleri paylaştık. Katılımcıların büyük çoğunluğunun ilk kez duyduğu “gamification” kavramından bahsettik sosyal ağlar çalıştayında en iyisi biz bu konu için ayrı bir çalıştay düzenleyelim diyerek ayrıldık, zira katılımcıların fikir geliştirmesi biraz zordu kısa sürede. İnsan bilgisayar etkileşimi çalıştayında ise en can alıcı kısım taşınabilir göz izleme cihazı ile deneme yaparkenki zamandı. İnsanlar gözlerinin yansımasını ilk gördüklerinde çok heyecanlanıyor :)
DSC_0318
1047923_10200167710971671_2139067564_o
Kişileri tek tek çağırıp bir resme baktırdık, ama salondaki kimse ne resmine bakıldığını söylemedi, sonrasında ise kahkaha tufanı eşliğinde ünlü bir Hollywood çiftinin resimlerinde hangi noktalar odaklanıldığını gösterdik (anlaşılan o ki güzel bir kolye herkesin dikkatini çekiyor, hanımlar!!!).

2,5 gün sunumlarla yoğun bir şekilde geçtikten sonra kalan zamanda Sümela Manastırı ile Batum’u görme fırsatı yakaladık.

DSCN6286

IMG_0457

Bu arada Batum’a gitmeyi düşünenler varsa çok erken saatlerde gitmek lazım aksi takdirde sıcak havada o kadar zaman beklemek çok yoruyor. Hele dönüşte grup grup sıraya alıyorlardı, kapı açıldığında bir anda kendimizi savaşa giden bir toplulukta hissettim :)
IMG_1139
Trabzon’a tekrar döndüğümüzde KTÜ’nün tesislerinde kaldık, bu şehirde konaklamak için harika iki tesisi var, şiddetle tavsiye ederim. Son gün biraz şehir merkezini gezdik, Erzurum’un o geniş ve düz cadde ve sokaklarından sonra bana burada trafikte survivor olmak gerekirmiş gibi geldi, bitmek bilmeyen yokuşlar ve de daracık sokaklar… Üstelik şehir merkezi beklediğim kadar yeşil değildi, acaba dağlarımız yeterince yeşil diye mi düşündüler diye düşünmeden edemedim :)
DSC_0275
Otobüs için servisin gelmesine yarım saat kala Maraş caddesi ile hemen yanındaki parktaki çay bahçesine uğradık.
IMG_1214
Yalnız bir şeyi itiraf etmeliyim ki Erzurum’da içtiğim çayın tadını hiç bir şehirde bulamıyorum, ama mekanlar bakımından Erzurum’dan daha iyiler.

Son olarak dönüşteki yolda yine yeşillere hayran hayran yol alırken şu Erzurum’dan çıkıp 3-4 saat gidince gördüğümüz sık ve koyu yeşilden biraz da bizim şehrin dağlarına da uğrasa ne güzel olacak diye düşündüm. İnsanın  o yeşile karışıp gidesi geliyor. Hele bir de yaylada bir gün batımı vardı ki hiç bir resme sığmaz…
IMG_0137
1052496_10200167789173626_1261897858_o