Çalıştay

A_2014-01-19 07-42-04 - Copy

Abant’ta Dijital Yaşam Üzerine

Yeşilay’ı nasıl bilirsiniz? Ben yıllardır sadece alkol ve sigara bağımlılığı ile mücadelesi ile tanırım, eski bütün broşür ve afişlerinde de bu vurgu vardır çünkü; oysa onların misyonu genel olarak “bağımlılık”mış. Bunu sonradan mı bu şekle dönüştürdüler bilmiyorum, ama hep bu misyonu taşıyorlardı ve ben bunu bilmiyorsam gerçekten çok geç kalmışım öğrenmek için. Misyonu kötü alışkanlıklar ve bağımlılıkla mücadele olan bir sivil toplum kuruluşu, günümüzün yeni bağımlılık unsurlarından “teknoloji” için de bir çözüm üretme arayışını da ajandasına eklemiş gibi görünüyor. Teknoloji (ki burada internet bağımlılığının kastedildiğini tahmin ediyorum) ya da internet bağımlılığı deyince aslında bir çelişki var. Alkol ya da sigara denildiğinde yarardan bahsedemiyoruz belki ama teknoloji denildiğinde hayatın vazgeçilmezi ve hayatı kolaylaştıran en önemli unsurlardan biri. Prensky’nin dijital vatandaş tanımına bakıldığında dijital vatandaş ile teknoloji bağımlısı aynı şeyler, yani teknoloji bağımlılığı ile mücadele bir dijital göçmen mücadelesi anlamına gelebilir. Teknoloji bağımlılığı böyle toplu şekilde mücadele gerektiren bir bağımlılık şekli olamaz. Bu nedenle “İnternetin Bilinçli Kullanımı ve Teknoloji Bağımlılığı” Çalıştayının başlığında “teknoloji bağımlılığı” ibaresi bence hatalıydı ama Yeşilay, Bilgi Teknolojileri Kurumu ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın işbirliğinde Abant’ta gerçekleştirilen bu çalıştayda bunun dışında herşey harikaydı. “Teknoloji Bağımlılığı Bilinçlendirme ve Farkındalık Oluşturma”, “Teknoloji Bağımlılığını Önleme”, “Dijital Okur-Yazarlık” ve “”Dijital Hak ve Sorumluluklar” başlıklarındaki çalışma grupları 3 gün boyunca çalışarak raporlarını tamamladı.

A_IMG_12

Çalıştaylar, panel, konferans, kongre gibi akademik etkinlikler arasında benim en sevdiğim etkinlik. Çünkü bir kaç gün boyunca (belki daha kısa da olabilir) bir grupla beraber bir konuda çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bu süreçte insanları daha yakından tanıma, tartışma, birbirini anlama, çok farklı perspektiflerden konuyu irdeleme fırsatı buluyoruz. Örneğin yer aldığım “Dijital Haklar ve Sorumluluklar” grubunda yer alan katılımcıların kurumları şöyle: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, Talim Terbiye Kurulu, BTK, TİB, Hacettepe Psikoloji, Ankara Tıp, Gazi Tıp,Yeşilay, TEMKODER, Mutlu Çocuklar Derneği, Anadolu Üni – BÖTE, Atatürk – BÖTE :) Hal böyle olunca özellikle işin yasa-yargı boyutunda bir çok şey yeni şey öğrendim. Moderatörlüğünü Ankara Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Betül Ulukol’un ve raportörlüğünü benim yaptığım çalışma grubunda öncelikle bazı tanımlar yapma gereği duyduk, örneğin dijital haklar, bilgi ve veri güvenliği ne demektir, unutulma, lekelenmeme hakkı nedir, dijital sorumluluk nedir gibi… Daha sonra günümüzde mevcut olan dijital ortamda yaşanan problemleri ve bu problemlerin hangi eksikliklerden kaynakladığını ve buna yönelik uygulamada, devlet politikasında, eğitimde ve yasamada ne tür ihtiyaçlar olduğunu belirledik. Raporumuzun taslağını oldukça dolu bir içerik ve uygulanabilir önerilerle tamamladık.

A_IMG_9898

A_IMG_9950

Rapor yazımına hala devam ediyoruz çünkü tüm raporun hazırlanması için 3 gün gerçekten çok kısaydı. Pazar sabahı 7 Km’lik bir sabah yürüyüşünden sonra kısa bir oturumla ile raporun taslağına son şeklini verdik ve 4 grup da sunumlarını yaptı. Teknoloji bağımlılığı başlıklarındaki raporlarda da tahmin ettiğimiz gibi genellikle “internet bağımlılığı” vurgusu yapılmıştı. Çıkan sonuçların BTK ve TİB tarafından değerlendirilerek uygulamaya aktarılması konusunda beklentilerle çalıştay sona erdi.

A_IMG_9995

Abant yolculuğunun en güzel taraflarından biri de lisanstan hocalarımla tekrar görüşme şansını edinmiş olmamdı. Hocalarımdan birini neredeyse mezun olduğumdan beri görmedim. Yıllar sonra aynı ortamda, çay sohbetlerinde bir araya gelmek, fikir paylaşmak kadar mutluluk verici bir şey yok :)

Tabi oksijenin bizlerde mahmurluk oluşturduğu güzel Abant’ta keşke biraz da kar olsaydı. Erzurum’da Aralığın ilk gününde yağan kar 1.5 ay boyunca hala dururken Marmara’da kardan eser yoktu. Bu yıl Abant’a bile doğru düzgün yağmamış, mont giyme ihtiyacı bile hissetmedim. Çalışmalar sırasında çok çok az fırsat bulup çıktığım otelin otelin yakınında tatlı ve şirin teyzeler ev yapımı yiyecek ve çiçekten taçları sergiliyorlardı. Çok şirin iki teyze yanyana benzer şeyler satarken, birinden iki şey almak isteyince “birini benden diğerini de bundan alıver” demesi çok hoşuma gitti :)

Son olarak her dışarı bakışımdaki manzaralar ise bir harikaydı, bir de sevimli köpek ordusunun eşlik ettiği sabah yürüyüşü :)

A_2014-01-19 12-32-16

A_2014-01-19 07-42-04

A_2014-01-19 07-59-10

2013-04-17 15.37.45

23 Nisan Çocuk ve Medya Kongresi

Bizler; sürekli yeni, güzel, renkli hareketli, etkileşimli ortamlar üretiyoruz, ancak sonunda çocuklarımızın bunların başında zaman geçirmemeleri için de bir panzehir üretmemiz gerekiyor. Kongrenin bir salonunda yepyeni formatlar, animasyon teknikleri, popüler medyadan bahsedilirken bir başka küçük salonda “Çocukları sanal ortamdan gerçek ortamda eğlenmeye nasıl” teşvik ederiz sorusunun cevabını aradık. Bütün kongre boyunca “Kısa Film” atölye çalışmasındaydım. Erken biten toplantılarımızda arada büyük salondaki sunumları izleyebildim. İşin eğitsel, teknolojik, pedagojik, psikolojik boyutlarının dışında sanatsal öğelerini de öğrenmiş olduk bir nebze. Yalnız burada da eğlencenin ve oyunun bir araya gelmemesi gerektiğini savunan Prensky’nin fikrine paralel olarak sanatsal düşününce içinde eğitsel bir şeylere yer kalmadığı fikrine kapıldım. 3 günün sonunda Kerem ve arkadaşlarının sanal ortamın hipnozundan çıkıp bir parkta kahkalar içinde biten maceralarını anlatan bir kısa film öyküsü yazdık. Gerçi iş bittiğinde bize atölye çalışmasında çıkan ürünlerin basım ve yayım haklarını TRT’ye verdiğimize dair bir belge imzalama durumu olunca grupta bu konuda dili yanmış olanlar biraz tepki gösterse de yazdığımız öykü TRT’nin kongre kitapçığında bulunabilir.
2013-04-17 15.37.45
Kongre’de kısaca oyun atölyesine bakma fırsatım da oldu, oyun uzmanı ve futurist Yeşim Kunter’in ordaki paylaşımlar da daha çok “nasıl oyunlar sunmalıyız”konusunda politika geliştirme üzerine idi. Bir de animasyon atölyesi vardı. Keşke atölye çalışmaları paralel olmasaydı da hepsinden biraz faydalanabilseydik. Animasyon atölyesinde de herkes memnun ayrıldı. Özellikle çizgifilm ve animasyon tasarımı çok revaçta, güzel sanatlar fakültelerinde yer alıyormuş yeni öğrendim. Bu iştahlı ve sürekli yeni formatlarla gelişen bu alana öğrencileri yönlendirmek iyi olabilir…

Go to Top