Projeler

2014-06-20 19-33-46

EU Kids Son Toplantısı

Mükemmel bir ekip çalışması, büyük özveri ve harika bir proje yönetimi ile EU Kids Online projesinin 3. ayağı da sona erdi. Milano’da yapılan son toplantıya ben katıldım Türkiye’den. Dünyadaki ekonomik kriz galiba projelerde de etkilerini gösteriyor olmalı, Erasmus başvurum kabul edildi, ama sadece 5 gün destekleniyor, EU Kids Online projesinin ilk ayağında her ülkedeki ekiplerden 2 kişi destekleniyordu, 2-3. ayağında tek kişi desteklendi, şimdi 4. ayağı başlamak üzere ve tek kişi desteklenecek ancak bu kez yemek de hariç. Giderek Avrupa kemerleri sıkma politikası uyguluyor sanırım. Avrupa’nın değişmeyen özelliği ise şehirleri, her şehir birbirine benziyor, bir kaç ayırt edici yapı haricinde. Milano’yu kocaman kapıları, ilginç kapı kolları, binaların apartman dış kapısından girilince sizi sürpriz yapan bahçeleri, Doumo Kilisesi ile hatırlayabilirim. Tabi bir de harika pahalılığı ile! Yazlık bir bluz sokak arası küçük sıradan bir mağazasında bile 200 Euro’dan başlıyordu.

2014-06-20 19-33-46

2014-06-19 19-53-20

2014-06-19 19-13-19

Milano’daki toplantılar hep 3. aşama boyunca ortaya konulan çıktıların gözden geçirilmesini içeriyordu. Geliştirilen politikalar, yeni katılan ülkelerde ortaya konulan raporlar, web sayfasının daha işlevsel ve daha fazla talepleri karşılar hale getirilmesi, nitel bulgulaırn tartışılması ve bir sonraki aşamada nelerin yapılacağına karar verilmesi genel toplantı konularıydı. Gerçekten İnternet Riskleri boyut değiştiriyor, sürekli güncel kalabilen bir konu. Çünkü teknolojilerin şekli şemali değişiyor. Düşünsenize proje 2006 yılında başladığında henüz Facebook bilinen bir şey değildi dünyada (ben bilmiyordum mesela :)). Ama şimdi Facebook kaynaklı bir çok internet problemi ile karşı karşıyayız. Hele mobil cihazlar, daha doğrusu yazılımlar… O gün bineceğim uçağa yetişmem için evden kaçta çıkmam gerektiğini hesaplayıp bana mesaj veren bir google var mesela. Teknolojinin bu kadar sarıp sarmalaması, insanın özelinin hiç kalmaması, ya da kafasını dinlemek istese de hala kolay ulaşılabilir olması yakında farklı farklı risk tanımlarını doğuracaktır muhakkak. İşte buradan yola çıkarak bizler de Türkiye’de farklı projeler için hazırlıklara başladık.

Avrupa’nın ekonomik krizinden bahsetmiştim yazının başında. Bu yazıyı henüz yayınlayamadan yani 6 ay sonra bu kez Brüksel’de toplandık EU Kids için. Ancak ne yazık ki EU Kids IV şu anda sadece isim olarak mevcut desteklenmiş durumda yani herhangi bir proje yok, sadece bu ayağın ilk toplantısı mahiyetinde ufak bir destek sağlanmış. Yine de bizim gayretli proje yöneticilerinin çabaları devam ediyor. Eğer EU Kids Online, Avrupa Komisyonunun Safer Interet programı tarafından desteklenirse projenin amacı 2017’de EU Kids Online anketini tekrar uygulayarak uygulamaların etkinliğini görmek olacak. Öte yandan bu süreden daha önce ülkelerin kendi proje destek kuruluşlarına başvurarak bütçe bulup bulamayacakları sorusuna ise sadece Türkiye olumlu yanıt verdi. Anket çalışmasını bir yana bırakırsak, her ülkenin bu konudaki ajandasına bakıldığında her ülkeden 1 ile 5 arasında farklı çalışmanın tasarlandığı düşünülürse yaklaşık 100 çalışma önerisi getirildi. Yani çocukların internet güvenliği, bilinçlendirilmesi ve başa çıkma stratejilerine yönelik, farklı yaş gruplarından çocuklar, aileler, öğretmenler ve politika geliştiricilere yönelik yapılacak pek çok çalışma var.

2015-01-23 12-49-11

Son olarak Avrupa şehirleri birbirine benziyor demiştim, Brüksel de yine aynı bol süslemeli, ihtişamlı binaları ile artık gözümüzün alıştığı bir yer gibi geldi. Ama diğerlerinden daha sönük geldi, şehre ilk girerken aklımdan “Avrupa şehirlerinde hiç yol, inşaat çalışması olmaz mı her şey mi yerli yerinde olur” diye geçiyordu, sonra metroya bir inşaat yığını arasında (hem de ciddi anlamda tehlikeli durumdaydı inşaat) ulaşınca ve otelden toplantı yerine kadar her sokakta üç tane inşaat görünce içim rahatladı doğrusu :) Ama Milandaki daha özeni, sıcaklığı, doğal güzelliği ve estetiği Brüksel’de görmediğimi söyleyebilirim. Bir de Erzurumda sadece şöyle bir atıştırdı diyebileceğimiz hemen erimeye meyilli bir kar yağdı döneceğimiz sabah ve bütün ulaşım aksadı, 40 dakika sürekli gecikeceği anons edilen bir otobüsü beklemeyi bırakıp en son taksi ile ulaştık havalimanına. Bundan sonra Erzurum’la ilgili en ufak şikayette bulunmayacağım, kar konusunda uzman ve gayet hızlı hareket eden bir şehrimiz olduğuna emin oldum.

2015-01-22 10-35-32

030420132566

Paylaşmadan önce iki kere düşün!

EU Kids ile başlayan maceramıza Erzurum’da öğrencilere seminerler vermek yoluyla devam edelik demiştik. Malum çalışma sonuçları genellikle 9-16 yaş grubu öğrencilerin sosyal ağları çok yoğun kullandıkları ve gizlilik ayarları konusunda yeterince hassas olmadıklarını gösteriyor. Erzurum’daki ilk seminerimizi 96 öğrenci ile gerçekleştirdik, aslında veli ve öğretmenleri de hedeflemiştik ancak, sadece 5 anne geldi, öğretmenlerden ise bize yardımcı olan bilişim öğretmenimiz dışında merak edip seminer odasına giren olmadı. EU Kids sonuçlarında annelerin %24’ünün İnternet kullanıcısı olduğu ortaya çıkmıştı, bizimle görüşen annelerde ise sadece biri İnternet’i bazen bir şeyler aramak için kullandığını söyledi. Evine İnternet almaktan korkanlar bağımlılık yapacağı korkusu nedeniyle almıyorlarmış, bir de zamanlarda özellikle Facebook’ta sorun yaşayanlarla ilgili çıkan haberler nedeniyle endişe taşıyorlarmış. Bunun dışında İnternet’te çocukları riske koyacak unsurlardan genellikle haberdar değillerdi.

EU Kids’in sonuçlarına benzer şekilde öğrencilerin çoğu bizim saydığımız internet kullanım becerilerine sahip olmadıklarını söylediler. EU Kids sonuçlarında da sayılan 8 beceriden 2.6’sına yani Avrupa’nın en düşük ortalamasına sahip ülkeyiz. Çocukların çoğu e-mail adreslerini kullanmıyorlar, onlar için e-mail adresi kavramı facebook adresi ya da msn adresi demek. Çoğu bir resim paylaştığında bunun nasıl sonuçlara varacağından habersizdi. Bir çok resmini paylaşan bir kız öğrenci 60 takipçisinin olduğunu gururla söyledi, takipçilerden büyük yaşlarda olan, resmini değiştirdiğinde kompliman yapanlar var. Bir çok kişi hesabının çalınması durumunu yaşamış, ancak tek çözümleri yeni bir hesap açmak olmuş. Çocukları en şaşırtan ise onlara espri ile karışık gösterdiğimiz Ramiz dayı resmi eşliğinde sorduğumuz “dayınızın, dayınız olduğunu etiketlerseniz bunun sonuçları ne olabilir” sorusunun cevabıydı. Çocukların çoğu gizli soru kavramı konusunda bilinçli değil, onlara şifrelerinin çalınmasında bu tür bilgilerin etkisinin olabileceğini söyledik. Ayrıca paylaştıkları bir resmi bir başkasının nasıl kullanabileceğine dair küçük bir drama gerçekleştirdik. Bazı öğrenciler telaşa kapılıp resimlerinin indirilmesini nasıl engelleyebileceklerini sordular. Bu nedenle tüm seminer boyunca öğrencilere “Paylaşmadan önce iki kere düşün”ü ilke edinmelerini sağlamaya çalıştık.

Bizim için de çocukların kısıtlı da olsa asıl sorunlarını anlamamızda yardımcı oldu bu seminer. Daha sırada 19 okul var…

2012-05-23 17.36.07

f@Tih Pilot Çalışma Değerlendirmeleri

Aslına bakarsanız şu anda raporu ile uğraşmaktayım, ama yazmak için ancak fırsat bulabildim veri toplama ziyaretimizi. Erzurum, Rize, Erzincan ve Bingöl’ü kapsayan F@Tih projesi pilot çalışma değerlendirme çalışmasını tamamlamıştık. Nisanda anket çalışmasını yaptığımız okullara Mayısın son iki haftasında bu kez gözlem ve görüşmeler yapmak için gittik.

Gözlemler

“Etkileşimli tahta mükemmel ama tabletler için daha çok çalışmak lazım”

Proje değerlendirme sürecinin temel sonucu bu şekilde özetlenebilir hem yönetici hem de öğretmen perspektifinden ve hatta öğrenci perspektifinden. Şu kadarını söyleyebilirim ki projeyi yakından tanımadan önce beklentilerim (proje hakkında bir türlü tam bilgi edinememekten kaynaklı) biraz olumsuz yöndeydi, ama şimdi daha olumlu bakabiliyorum.  Pek çok ayrıntısını raporumuzda belirttiğimiz projede elbette pek çok sorun ve de pek çok memnuniyet belirten görüş var. Özellikle teknik konularda çok sıkıntı yaşanmasına rağmen öğretmenlerin hiç birinin bu teknolojileri  gereksiz görüşünde olmadığını ve zamanla proje oturduğunda herşeyin mükemmel olacağı görüşünde olduklarını söyleyebilirim rahatlıkla. Tabi ki pilot çalışmada gösterilen sorunlara hızla çözüm bulmadaki sürekliliğin sağlanması şartıyla!

Proje sürecinde yöneticilerin anlattığı kadarıyla inanılmaz yoğun bir dönem geçirdiklerini özellikle altyapı çalışmaları için iki üç ay gecelediklerini öğrendik, yine proje ile her okul için belirlenen formatör öğretmenler (atanan demiyorum zira formatör öğretmenlerin çoğunun branşı bilgisayar dışında bir branş olup ek olarak formatörlük verilmiş) sürekli olarak proje ile ilgili yaşanan teknik sorunlarla başetmek durumunda kalmış. Üstelik formatör öğretmenler projedeki rollerinin ne olduğu da tam olarak açıklanmamış. Bir de hizmet içi eğitimler projeye yönelik değil genel konular olmuş, öğretmenler kendi bilgi ve deneyimleri ile proje ile gelen teknolojileri kullanıyorlar.

İnternet kısıtlılıkları malesef yine çok duyduğumuz bir sıkıntılardan biriydi, yani çocukların eline son model tableti verip onu bir e-kitaptan daha farklı kullanamamak çok anlamsız geliyor öğrenci ve öğretmenlere. Öte yandan etkileşimli tahta çok beğeni görmüş durumda, öğretmenlerden bazıları “şimdiye kadar tahta ile kalemle boşuna boğuşup durmuşuz” diye hayıflanıyor. Daha önceden kurulan BT sınıflarının başarısızlığı hiç bir içeriğin olmaması ve sınıf ortamının dışında bağımsız bir mekan olmasıydı diye düşünülebilir sanırım. Şimdi sınıfta duran teknolojiyi bu kadar çok görsel, işitsel kaynak varken öğretmenin kullanmaması imkansız gibi. Hele sınıfta varolan teknolojiyi bir öğretmenin kullanıp diğerinin kullanmaması öğrencilerin de dikkatini çekip, öğrenciler de talep edince mecburen kullanma ihtiyacı hissediyor öğretmenler. Üstelik gözlemlerim “ileri yaşlardaki öğretmenler”in teknolojiden uzak durduğu inancını da desteklemiyor bu kez.

Bu arada bahsetmekte yarar var, TÜBİTAK f@Tih projesi için içerik ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik “BT01 FATİH Projesi Bilgi İletişim ve Teknolojileri Çağrı Programı”nı açıkladı.  Özellikle tahta ve tablet etkileşimini en iyi şekilde sağlayacak teknolojilere çok ihtiyaç var.

 

Şehirler

Veri toplarken şehirleri gezmek için çok zaman kalmadı belki ama yine de günlerin de uzun olmasının verdiği imkanla kısa turlar atabildik şehirlerde. Bingöl’e  yolda ışkın satan çocuklardan demet demet alıp yiyerek vardık. Bingöl küçük ve şirin, bu aralar gidip ve gördüğüm her şehir “evet ben burada da yaşayabilirim” hissi uyandırıyor bende nedense. Gittiğimiz lisenin müdür odasından geçilen kocaman balkonu görünce gayrihitiyari bu yıl çok kar yağıp yapmadığını sordum. Bir dokun bin ah işit; o balkondan kar temizlenene kadar ömürlerinden ömür gitmiş okul çalışanlarının. Bir de deprem sonrası Bingöl’ün çehresi çok değişmiş ben ilk kez gittim ancak ekipteki diğer hocalarımdan daha önce gelenler şehri daha güzel bulduklarını söylediler, her tarafta devlet kurumlarında yenileme çalışmaları vardı. Ülkemde depremler şehirler için dönüm noktası oluyor galiba, bunun en önemli örneklerinden birini bizzat yaşadığım İzmit depremi ve sonrasında gördüm, İzmit’ten tam da depremin olduğu yıl üniversiteyi kazanıp ayrılmıştım, o günden bu güne her gidişimde başka bir güzel görünüyor bana, yeni ve şık binalar, çevre düzenlemeleri, yeşillendirme çalışmaları… Deprem eli değen  (maalesef) Erzincan da düz ve geniş sokakları, az katlı binaları ile çok hoşuma gitti.  Bir de tulum peyniri almak lazım Erzincan’dan, kaşık kaşık gidiyor evde :)

Proje için bir başka durağımız Rize’ydi. Ovit Dağı’ndan (nihayet) geçmenin mutluluğu ile, çırpınarak akan nehirler ve yemyeşil vadilerden sonra vardığımız Rize’de dönerek dolanarak tüm şehri gören yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş olan konaklama yerimizi bulduk. Bana nedense Umberto Eco’nun Gülün Adı romanındaki (ki benim en sevdiğim romanlardan biridir)  o ıssız tepenin üzerine kurulmuş manastır hissini verdi ama şükür ki romandaki gibi korku veren türden değildi :). Gidip biraz tanıdık ot varsa toplarız (ben o niyetteydim en azından:)) diyerek dik yamaçlarında bir gezintiye çıkmışken birden kendimizi bir çay bahçesinde bulduk (zaten her yer çay bahçesi), sanıyorum ki 75 derece eğimli bahçede can havliyle tırmanırken seslendi çay toplayan şirin bir ailenin babası “hele uşağum needeyisinuz orda” biz de komedi filmlerine şayan bir şekilde “öylesine geziyorduk” deyince “e gelin pi çay kesun bakayim” dedi.  Biz de zaten dünden razı halde giriştik çay toplamaya. Çay toplamanın hakkını verdiğimizi iddia edebilirim rahatlıkla, evin babaannesi “hele bak sen şu Antepli’ye” dedikçe daha da bir şevke geldim sanırım :)

Playing dance dance revolution

ENGAGE’in Ardından

European Network for Growing Activity in Game-based learning in Education (ENGAGE) projesi eğitimcilerin bir çok insanın severek oynadığı ticari oyunların eğitsel olarak potensiyellerini ortaya koymayı ve oyunların eğitimde kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan bir projeydi. Marc Prensky’nin “ne zaman bir öğretim tasarımcısı araya girse, eğlenceyi berbat eder” (Whenever you add an instructional designer, they suck the fun out) serzenişine istinaden, eğitsel oyun için uğraşmak ve de sonunda kimsenin oynamak istemeyeceği oyunlar geliştirmektense, varolan oyunların eğitsel potansiyellerini ortaya çıkarmayı çabaya daha değer bulan araştırmacılar ENGAGE’de bir araya gelmişti. Avusturya, Belçika, İspanya, İrlanda, İtalya ve Türkiye’den katılan proje ekipleri öncelikle kendi ülkelerinde fırsat buldukça öğretmen ve diğer eğitimcilere oyunları derslerinde nasıl kullanabileceklerine dair çalıştaylar düzenledi. Bizler ODTÜ BÖTE’den danışmanım Kürşat Çağıltay ve iş arkadaşım Engin Kurşun’la beraber ODTÜ ve Konya’daki ICITS konferansında bir çalıştay düzenledikten sonra bir de Lefkoşe’de (Ah Lefkoşe!) Yakın Doğu Üniversitesi’nde bir çalıştay daha düzenledik. Çalıştaylarımızda kendi bilgilerimizi paylaştıktan sonra katılımcıların seçtikleri bir oyun için derste kullanabilecekleri bir plan geliştirmelerini istedik, o kadar muhteşem fikirler ortaya çıktı ki istenirse herhangi bir teknolojinin mükemmel şekilde derste kullanılabileceğine şahit olduk. Mesela koordinat sistemini kullanan Dimenxian oyununu bir coğrafya dersindeki yönler konusu için kullanmayı düşünen öğretmenin planı gibi.

Playing dance dance revolution

Çalıştaylarımızda öğretmenlerin neden oyunları kullanmadıkları ve bu konuda neler yapılabileceğini de tartıştık. Öğretmenler özellikle öğrencilerinin yaş seviyesine ve öğretim konularına göre oyun bulamamaktan yakındılar. Haklı bir yakınma olmakla beraber, derya deniz olan öğretimin her alanı ve her grubu için oyun bulmak tabii ki mümkün değil, bir kere örgün bir öğretim için çocuklara tablet vermenin çok üstünde bir maliyet ve emek demek. İşte bu nedenle şimdilik varolan kaynakları akıllıca kullanmak en iyi yol gibi görünüyor. Tabi bu da yine ciddi bir zaman ayırma gerektiriyor. Çalıştaylardan sonra oyun geliştirmek için bizden programlama aracı önerisi isteyen öğretmenlerimiz de vardı, ancak oyun geliştirme ile ilgili derslerimizde öğrencilerimizin yaşadığı problemleri hatırladıkça onların bu motivasyonunun devam edip edemeyeceğini sorguladım doğrusu.

Çalıştaylar dışında bazı dokümantasyon çalışmalarımız oldu. Bir çok oyunu belli bir şablona göre değerlendirdik, eğitsel yönlerini irdeledik, örneklendirdik ve sonrasında her oyuna ait raporlarımız web sitesinde yayınlanmış durumda. Proje tamamlanmış olsa da hala tüm içeriğe http://www.engagelearning.eu/ adresinden erişilebilir. Tabi çalıştaylarımızda tüm dokümanların İngilizce olmasından yakınan öğretmenleriçin  projenin Türkçe versiyonu da yine danışmanımın yürüttüğü ve Engin hocamın asistanlığını yaptığı proje dersinde hazırlandı. Raporların Türkçesi http://oyunportali.metu.edu.tr/ adresinde mevcut.

Son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim. Avrupa Birliği projelerinde çalışmak güzel ancak proje lideri olmanın çok zor olduğunu görüyorum. Bütün katılımcıları çalışmaya iştirak ettirmek, takvime uymak gerçekten çok çaba gerektiriyor, zaman zaman gerginlikler yaşanabiliyor. Bütün sorunları aşıp projelerini başarıyla bitiren liderleri gönülden tebrik etmek gerek!

EUKidsOnlineLogo

EU Kids Online Projesi

EU Kids Online Avrupa çapında çocukların İnternet güvenliği konusundaki farkındalığı arttırmak ve bu konuda politika geliştiricilere önerilerde bulunmak amacıyla yürütülen bir projedir. Proje üç aşamadan oluşmaktadır ve şu anda 3. aşaması gerçekleşmektedir. İlk iki aşamada yüzyüze yapılan anketlerle çocukların ve velilerin İnternet kullanım alışkanlıkları ve İnternet kullanırken karşılaştıkları risk teşkil edecek davranışları ortaya koyulmuş ve sonuçlar kamuoyu ile paylaşılmıştır. 3. aşamada ise daha çok nitel yöntemlerle derin analizler yapılması ve bu konuda yapılacak çalışmalar için daha etkili metodlar geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Proje sayesinde İnternet güvenliği ile ilgili pek çok önemli bilgiye bireysel olarak ulaşılmakla beraber, basın ve yayın organlarının da ilgisi sayesinde bilgi iletişim ve eğitim kurumları konu ile ilgili çalışmalar başlatmışlardır. Bu konuda özellikle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) internet güvenliği ile ilgili farklı çalışmalara ve bu konuda bilgilendirici materyaller hazırlanmasına öncülük etmektedir. Günümüzde öellikle sosyal ağların yaygınlaşması ile (Türkiye Facebook kullanıcı sayısı bakımından dünyada 4. sırada bulunmaktadır (socialbakers.com)) sadece çocuklar değil genç ve yetişkinler de kişisel bilgileri ile ilgili riskler altındadırlar. Bunların başında kişisel bilgilerin istismarı ve siber zorbalık gelmektedir. Bu tür risklere karşı kişilerin kendilerini korumalarına yönelik farkındalık çalışmalarının yapılması ve gereken bilgilendirici çalışmalara başlanması gerekmektedir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın müferadatta bazı düzenlemeler yapması da gerekmektedir. Örneğin bilgi ve iletişim derslerindeki müfredat internet güvenliği, kişisel bilgilerin korunması, internet etiği ve hukuku gibi bir çok yararlı bilgi ile yeniden düzenlenebilir.

Projenin Türkiye’deki ekibi olarak bizler de bu konuda farkındalık oluşturmak isteyen her türlü bilgi ve iletişim kurumuna yeni fikiler geliştirmeleri konusunda yardımcı olmaya çalışmaktayız Proje ile ilgili daha fazla bilgi için http://eukidsonline.metu.edu.tr/ ziyaret edilebilir. Burada son yapılan anket çalışmasına dair bulgular incelenebilir. Ayrıca projenin ana sayfasında yine bir çok rapor ve dokumana ulaşılabilir: http://www2.lse.ac.uk/media@lse/research/EUKidsOnline/Home.aspx

Go to Top