Şu akademik yayın işi çok stresli bir süreç, bilmiyorum bizim alana mı özgü ama bazen bir makalenin basımı için 2 yıl beklediğiniz oluyor, ya da “red veya kabul” edildiğinizi ancak 2 yıl sonra da öğrenebiliyorsunuz. Bir gün bir mail geliyor dergiden bir makaleden bahsediyor mesela, siz bahsi geçen makalenin size ait olup olmadığından bile şüpheye düşebiliyorsunuz bu kadar vahim yani durum :). Bu nedenle “özel sayılar” ya da editörlü kitaplar yayın için daha az yoruyor insanı, en azından kabaca da olsa size ne zaman cevap verileceğini, bir iki ay sarksa da yayın tarihinizi biliyorsunuz. Tabi istisnalar da olmuyor değil Handbook on Educational Communications and Technology kitabında olduğu gibi. Eğitim – Öğretim Teknolojileri alanının en önemli kitaplarından biri olan serinin 4. kitabı da 2010’un ilk aylarında ilana çıkmış (o zamanlar daha tez yazmaya çalışıyordum heyy gidi günler :)) ve hemen sonuçlarımızı öğrenmiştik, ama 2012’nin başında yayınlanmasını beklerken basımı ancak 2013’ün ortasına kaldı. Ama en azından umutlarımız suya düşmedi…

2013-09-08 19.19.30

Doktora tezimin temel çerçevesini “etkinlik teorisi” oluşturmuştu. Kitapta, kitabın Türkçe versiyonunda da yazdığım Etkinlik Teorisi (Activity Theory) üzerine bir bölüm yazdım. Ancak burada farklı olarak sadece etkinlik teorisinden değil “etkinlik araştırması”ndan bahsediyorum. Çünkü etkinlik araştırmasının tek çerçevesi etkinlik teorisi değil, aktör-ağ teorisi, sosyoteknik sistem teorisi gibi çeşitli dalları var, ama hepsinde amaç dinamik ve bir amaca yönelik olarak sürekli büyüyen insan ya da insan olmayan birimlerin nasıl bir işbirliği içinde olduklarını ve zamanla bu sistemin değişimini izlemek ya da iç dinamiklerin birbiri ile ilişkisini analiz etmek. Epistemoloji nasıl değişiyor ise metodoloji de öyle değişiyor, yani günümüzdeki oluşturmacılık için nasıl her öğrencinin kendi öğrenmesini yapılandırması temel alınıyor ise, etkinlik teorisinde de araştırmacının etkinlik yaklaşımlarını farklı durumlara karşı farkıl şekillerde kullanması temelde alınıyor. Sadece sistemin analizini yaparken de kullanabiliyorsunuz, bir sistemin başka sisteme dönüşürken nasıl dönüştüğünü de açıklayabiliyorsunuz, sistemdeki tek bir öğenin değişiminin diğer öğeleri nasıl etkilediğini ya da sisteme yeni eklenen bir öğenin sistemi nasıl değiştirdiğini de anlayabiliyorsunuz.

2013-09-08 19.21.08

İşte bu nedenle birileri gelip hocam bu etkinlik teorisini nasıl kullanacağız dediğinde gerçekten anlatması zor, oluşturmacılığı tanımlayabilirsiniz ama “nasıl uygulayacağız” dediklerinde bir çırpıda anlatmak imkansızdır. O nedenle öncelikle sadece etkinlik teorisini anlatan ya da inceleme şeklinde olan yayınları değil, mutlaka birbirinden çok farklı şekilde etkinlik teorisini kullanan araştırma makaleler de incelenmeli. Ayrıca etkinlik teorisini iyi bir şekilde kullanmak için çok iyi gözlemlemek ve çok iyi ilişki kurabilmek gerekiyor. Tabi bu bütün nitel araştırmalarda gerekli olan bir özellik, ama etkinlik teorisinde biraz daha stratejik düşünmek gerekebilir. Neyse gözünüzü korkutmayayım, nitel çalışmalarınız için bir çerçeve arıyorsanız etkinlik sistemlerine de bakmanızı öneririm.