Öncelikle şu ayrımı yapmak gerekiyor sosyal medya ve sosyal ağlar aynı şeyler değil. Önce sosyal medya vardı, hani Web 2.0 ile gelen. “Kullanıcıların kendi oluşturdukları içerikler”di sosyal medya. Bloggerlar bir anda türedi, sonrasında video ve resim paylaşım alanlarında patlama yaşandı. Bunların hepsi insanların iletişim ihtiyacının bir sonucuydu ve dijitalleşen yaşamda önemli bir iletişim boşluğunu doldurdu. Daha sonra sosyal ağlar yaygınlaştı. Artık başkalarının paylaştıklarını tek bir pencerede görme imkanı doğunca o emek emek oluşturulan bloglar yerine daha kısa, daha hazır mesajları paylaşmak cazip gelmiş olmalı ki, Amerika’da 2006’da %28 olan blogger oranı 2009’da %14’e düştü. Paylaşım paylaşımı getirdiği için dakikalar içinde binlerce kişiye ulaşmak daha kolay hale geldi. Bu çığ gibi kontrolsüz büyüme tabi ki bir yerde bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmak zorundaydı!

Sosyal medyanın ve sosyal ağların gücünü farketmekte çok geç kalmış olsak da son zamanlardaki olaylar öylesine bir “sosyal medya bizim hayatımıza neler getiriyor” telaşı uyandırdı ki şu ara her hafta bunun üzerine bir etkinlik var. Bizler, “çocuklar sosyal ağlarda neler yapıyorlar, kişisel bilgilerini nasıl koruyorlar” noktasındayken Kayseri Öğretmenevi’nde yaptığım sunumdan sonra öğretmenlerin dile getirdiği şeylerden büyüklerin endişelerinin bunun çok ötesinde olduğu anlaşılıyor. EU Kids, BTK ile yaptığımız sosyal ağlar çalışması ve Erzurum’da yürüttüğümüz güvenli internet araştırmalarının sonuçlarını harmanladığım sunumumda daha çok öğretmenlerin çocuklara hangi konularda yardımcı olabileceklerini vurgulamaya çalıştım. Ancak öğretmenler için sosyal medya toplumu nasıl etkiliyor, sosyal medya çocukları bir yerlere sürüklüyor mu, sosyal medya bizim takip edilmemize mi neden oluyor, yasal sorumluklar neler, bu kadar gerçek dışı haber dolaşırken hangisine inanacağız gibi konular merak ediliyordu. Ve açıkçası bütün bunlar için henüz net bilgilere sahip değiliz. Bir öğretmenin ısrarla çok farklı kaynaklarda çok farklı bilgiler oluyor hangisine inanacağız konusunda bir formül arayışı karşısında sanırım söylenebilecek şey “sadece gördüğünüz herşeye inanmamanız ve sabredip sonucu görmeniz konusunda bilinçli olmanız gerekiyor”.

sosyalmedyaPanel

Avukat Tuğsan Yılmaz, Uluslararası Sosyal Medya Derneği Genel Sekreteri Salih Çaktı, Yen Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Kamile Akgül, Erciyes Üniversitesi Hukuk fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Fatih Birtek ile beraber yaptığımız sunumlarda işin hukuki boyutu izleyiciler için daha fazla etki bıraktı denilebilir. Kırşehir’den sonra Kırıkkale Üniversitesi’ndeki sunumlar ise iletişim fakültesindeki öğrencilere yapıldığından onlar için genel olarak medyanın etkisi konusunda beklenti içindeydiler. Tabi sunumu yapan bizler her seferinde hedef kitle değiştiğinden sunumlarda biraz zorlandık. Genel olarak her kesim biraz bilgi kirliliğinden, sosyal medyanın gücünden ve insanlar üzerindeki etkisinden tedirgin hale gelmiş durumda.

IMG-20131224-WA0015

Durum böyle olunca yeni bir araştırma ajandası geliştirme ihtiyacı hissettim. Son günlerde Facebook sosyolojisi üzerine çalışıyoruz BAP projesindeki arkadaşlarımla. Hani şu “neden benim eklediğim hiç bir şeye yorum yazmıyor” diyerek bozulan arkadaşlıklar, facebooku artık gönderme yapma platformuna dönüştürme alışkanlıkları gibi konular bu çalışmanın kapsamında. Bunun yanı sıra sosyal medyanın kişileri etkileme gücü, sosyal medya ile değişen inançlarımız, sosyal medya ile ilgili tedirginliklerimiz de yeni ajandada yer alacak. Bu açıdan Ocak ayının ortalarında Abant’ta yapılacak olan “Bilinçli İİnternet Kullanımı ve Teknoloji Bağımlılığı” çalıştayında yer alacağım “Dijital Hak ve Sorumluluklar Çalışma Grubu”ndan da yeni ajandalar çıkacağı kanaatindeyim. Bu iki etkinlik sayesinde gelecek dönem vereceğim Sosyal Medya ve Etkileri isimli yüksek lisans dersi için de bir çerçeve çizmeyi umuyorum. Dersi de her hafta bir çalıştay olacak şekilde planlıyorum. Çünkü şu aşamada bilgiden ziyade açıklığa kavuşturulması gereken sorular var elimizde. Bu soruları çalıştaylarla bilgiye dönüştürmek gerekiyor.