UNICEF’in liderliğine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve TBMM’nin himayesinde düzenlenen XII. Ulusal çocuk forumu Ankara’da 21-23 Kasım tarihleri arasında yapıldı. Uzmanlar, bürokratlar ve akademisyenler ayrı, çocukların ayrı yerlerde bilgi ve iletişim teknolojilerinin getirdiği yenilik, riskler ve çözüm önerileri üzerinde bilgilendirildi ve çalıştı. Ben sadece yetişkinlerin katıldığı oturumlara katılabildim. Çokça filtrelemenin konuşulduğu bir sunum gününden sonra ikinci gün küçük çalışma gruplarında dijital teknolojileri yararları, riskleri ve önlemler üzerinde yapıcı ve uygulanabilir çözüm ve uygulama önerileri geliştirildi. Son gün ise iki gün boyunca yetişkinler ve çocukların toplantılarında ortaya çıkan sonuçlar TBMM’de sunuldu. Meclisteki toplantıya birçok milletvekilinin yanı sıra meclis başkanı Cemil Çiçek ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de katıldı. Meclisteki sunumda bizim ortaya çıkardığımızın çok küçük bir özeti sunuldu, sanırım asıl hali de rapor olarak verilmiştir. Cemil Çiçek’in çocukların çevrimiçi güvenliği için bir meclis araştırma komisyonu kurma önerisi ise olumlu karşılandı ancak uygulamaya konulabilmesini umut ediyorum.


Toplantılarımızı özetlersek, filtre uygulamasının başlangıç gününe de denk gelen konferansta tabii ki çokça filtreleme konusu ele alındı, öyle ki TIB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı)’den gelen her yetkili koşullanmışçasına ve ağız birliği etmişçesine benzer sorulara aynı açıklamayı yapmak zorunda kaldı. İlk gün Türkiye İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren’in bulunduğu oturuma birçok basın yayın hazır bekledi, onun sunumu bittiğinde ise salonu boşalttılar, muhtemelen bir sonraki gün uygulamaya konulacak filtreleme ile ilgili bir açıklama beklemişlerdi. Yurt dışından gelen konuklar bu kadar politik ve teknik bir meseleye odaklanılmasına şaşırdılar biraz da.  Çünkü onlara (ve bana göre) bu toplantıda asıl konuşmamız gereken aile ve çocukları İnternetin daha etkin kullanılma biçimleri, karşılaşılabilecek farklı riskler ve risklere karşı bilinçlendirme yolları idi. Filtreleme teknik olarak bir kısıtlama getirse de, çocukların interneti çok farklı yerlerde kullandığı ve gerçekten her türlü riski önleyebilmesi mümkün değil. Bu nedenle ihtiyacımız olan şey teknik çözümlerden ziyade etkili yöntemlerin geliştirilmesi, ama uygulanmayacağını düşünmemizden midir bilmem genellikle teknik çözümleri pek bir benimsiyoruz. Belki de EU Kids Online projesinden gelen bir alışkanlığımıza binaen, en azından ben bütün muhtemel risklerden ve çözümlerden bahsedeceğimizi düşünmüştüm. Bazıları tartışıldı ancak çözüm önerileri genellikle aile ve çocuğun dışında bir yerlerin çabalarını gerektiriyordu.
Forumda benim gözlemlediğim bir diğer şey ise, birçok kurum iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışması ancak bariz bir koordinasyonsuzluk varoluşu. Pek çok “(neden) bize sorulmadan yapılmış”, “biz niye davet edilmedik” cümlesi geçti toplantılarda. Üstelik koordinasyonsuzluk ve farklı paydaşların birbirinden habersiz benzer işleri yapması bu kadar eleştirilmişken, her bir çözüm için birçok paydaş önerildi. Belki de bazı işlerde bu kadar ağır ilerlememizin nedeni de bu; çok iş var, yapılan çok şey var ama kimsenin birbirinden haberi yok. Bu nedenle, birçok paydaştan birçok iş istemek yerine, her birim işin bir kısmını yapabilse ve işbirlikli çalışılsa çok daha etkili olabileceğimizi düşünüyorum. Toplantılarda birçok STK’dan yeni haberdar olduk, bu nedenle EU Kids Online web sitemizde bu konu üzerinde çalışan uzman ve STK’ların isimlerini ve iletişim bilgilerini yayınlamayı önerdik. Böylece bu tür toplantılara davetiye gönderilirken bu listeden faydalanılabilir ve uzmanlar birlikte çalışmalar yürütebilirler.
Temel eğitim ve yoksunluklar sorunlarının yanında küçük görünse de, gelecek neslin psikolojik ve sosyal yönlerini etkileyecek bu meseleye dikkatle yaklaşılması gerekiyor. Sadece siber zorbalığın bile nasıl travmalara yol açabileceğini fark etmek sanırım daha gerçekçi çözümler için harekete geçmeyi zorunlu kılıyor.